Biz sadece haber veririz yorum sizin...
EGE GUNDEMİ

Şimşek: Özgür Özel’in yapamadığı muhalefeti biz yapıyoruz!

27.08.2025 Berna Memiş 12 dk okuma
Yazı Boyutu

Manisalıların son yıllarda ismini sıkça duyduğu İlkay Şimşek, ülke siyasetinde sağlam adımlarla ilerliyor. Milli Yol Partisi İl Başkanlığı döneminde yaptığı başarılı çalışmalarla kendini kanıtlayan İlkay Şimşek, 2025 yılında Doğru Yol Partisi GİK üyeliği ile beraber ülke siyasetinde yeni bir oluşuma da katkı sağladı. Geçtiğimiz günlerde Doğru Yol Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevine atanan İlkay Şimşek ile Manisa tarihi kır kahvesinde ülke gündemini konuştuk.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i memleketi Manisa’dan topa tutan DYP’li Şimşek, “Özgür Özel’in yapamadığı muhalefeti biz yapıyoruz” dedi.

Geçmişten bugüne dek Muhsin Yazıcıoğlu’nun görüşlerini benimsediğini vurgulayan Şimşek, Selçuk Özdağ’a da memleketi Manisa’dan seslenirken, “Selçuk ağabey siyaseti artık gençlere bırakmalı” diye konuştu.

Manisa ve İzmir’deki CHP’li belediyelerin hizmette sınıfta kaldıklarını belirten Şimşek, “İş bilmezlikten bu halde olduklarını biliyoruz” dedi.

Şimşek ayrıca, iklim krizi kanunuyla ilgili de açıklamalarda bulundu. Kanun maddesi oylanırken meclise gitmeyen muhalefet milletvekillerini eleştirdi.

Röportaj: Berna Memiş

Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Ben 1975 Ardahan doğumluyum.
30 yıldır da İzmir’de ikamet ediyorum.
Ticaretle uğraşıyorum.Evli ve bir çocuk babasıyım.

Geçtiğimiz günlerde Doğru Yol Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine atandınız. Öncelikle hayırlı olsun diyelim. Siyasette emin adımlarla ilerliyorsunuz..

Teşekkür ederim. Ben ülkücü tabandan gelen bir anlayışa sahibim. Daha önce Manisa’da Milli Yol Partisi’nde il başkanlığı yaptım. Bir buçuk yıl il başkanlığından sonra siyaseti bıraktım ve bundan sekiz ay önce  Doğru Yol Partisi Sayın Genel Başkanımız Cenk Küpeli’yle görüşmemizin ardından partiye katıldım. DYP Genel İdare Kurulu Üyeliği görevimden genel merkez tarafından Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı görevine atandım. Sayın genel başkanımız böyle uygun gördü. Merkez sağın adresi olan Doğru Yol Partisi tekrardan canlanıyor. Bu bizler için de büyük bir heyecan. DYP daha önce aktif değildi. Cenk Küpeli bir yıldır genel başkanlık koltuğunda ve bizlere de yansıyan bir azimle çalışıyor. Şu anda 55 ilimizde parti teşkilatımızı kurduk. Seçime girme yeterliliğimizi yakaladık.

DYP Genel Başkanı Cenk Küpeli ile yollarınız nasıl kesişti?
Eski Orgeneral Fikret Küpeli’nin torunu kendisi. Küpeli Holding’in sahibi ve asker kökenli bir ailenin torunu. Ayrıca Manisa kökenli bir aile. Türkiye’nin siyasi geleceği için oldukça idealist bir çizgide ilerliyor. Onun azmi ve heyecanı bizleri de kendisine çekti. Aynı düşüncelere aynı ideallere sahibiz. Böyle olunca aynı yolda, doğru yolda ilerlemek kaçınılmaz oldu. Doğru Yol Partisi ikinciye açıldıktan sonra parti olarak mevcuttu ama aktif değildi diyebiliriz. Bir dönem de Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi ve Demokrat Parti hepsi bir çatı altında birleşmişti. Daha sonradan bunlar tekrar ayrıldılar ve ayrı partiler olarak devam ediyorlar.

DYP bu kez küllerinden gerçekten doğacak diyorsunuz yani?

Evet kesinlikle öyle.

Manisa geçmişte Demokrat Parti’nin kalesi konumundaydı. Daha sonra da Doğru Yol Partisi için önem kazanan bir yer oldu. Manisa’da teşkilatlanma çalışmalarınız nasıl gidiyor?

-Manisa bizim için de büyük önem arzediyor. Çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tüm illerde teşkilatlarımızı kurarken titizleniyoruz. Çünkü amacımız her insanı alıp da il başkanı yapmak veya tabela partisi olmak değil.  Bizim amacımız Doğru Yol Partisi’ni gerçekten temsil edebilecek, örgütlerini kurabilecek ve sahada vatandaşa, millete hizmet verebilecek arkadaşlarla birlikte yol yürümek.

Son yıllarda yeni yeni siyasi partiler kuruluyor. Seçim zamanı geldiğinde ise ya CHP ile ya da AK Parti ile ittifakta bulunuyorlar. Doğru Yol Partisi de seçim zamanı geldiğinde bu rüzgara kapılır mı?

-Türkiye bir hayli kutuplaştı. Bir tarafta Cumhur İttifakı bir tarafta Millet İttifakı; ki seçim zamanı ben yine bu konuda bir demeç vermiştim. Altı benzemez bir tarafta, yedi benzemez bir tarafta. Cumhurbaşkanlığı sisteminin getirdiği nokta aslında bu. Ama bizim böyle bir cenahın içerisinde veya herhangi bir Cumhur İttifakı veya Millet İttifakı grubunun içerisinde olma gibi bir niyetimiz yok. Biz Doğru Yol Partisi’ni tekrardan küllerinden doğurarak merkez sağın adresi yapmak istiyoruz ve bunun için de mücadelemizi sonuna kadar vereceğiz.

Türkiye’de kutuplaştırılan bu siyasi atmosferde Doğru Yol Partisi’ne bir ışık görünüyor mu?
Vatandaş için “Artık bu döngüden çıkalım” diyebilecekleri siyasi bir geçit olabilir misiniz?

– Evet bunun için mücadelemizi sürdürüyoruz.
Vatandaşın şu andaki siyasi partilerin hiçbirine güveni yok. Bu ülkede insanlar artık gerçek, ilkeli, liyakatli bir yönetim istiyor. Bunun için de bizim gibi siyaset yapan bir partiye ihtiyaç olduğu için zaten bizler siyaset yapıyoruz. Doğru Yol Partisi geçmişi temiz, siyaseti temiz bir yapı.. Ve tüketim değil, üretim ekonomisine dayalı bir siyaset yaptığımız için doğru yol partisi diyoruz.

Sizin siyasi duruşunuz nedir? Miliyetçi kökenden geldiğinizi söylediniz.

Taban olarak milliyetçi bir kökenden gelme bir siyasetçiyim. Ama şunu biliyorum. Türkiye’de bugün milliyetçiden daha milliyetçi, Atatürkçü’den daha Atatürkçü, cumhuriyetçiden daha cumhuriyetçi ve muhafazakardan daha muhafazakarım. Bugüne kadar siyasette hep sen sağcısın sen solcusun sen muhafazakarsın sen milliyetçisin denildi.

Bu kavramlar birer maske olarak mı kullanıldı Türkiye siyasetinde? Şimdi toplumda böyle bir algı oluşmaya başladı siyasilere karşı..

Bana göre maske olarak kullanıldı. Önemli olan savunduğunuz değerleri hayata yansıtabilmektir. Ama bunu ne yazık ki artık hiçbir yerde göremiyoruz. Eğer gerçekten milletini vatanını seviyorsan, milliyetçisindir Atatürkçüsündür
Muhafazakarsındır. Olay vatanını ve milletini sevmekle başlıyor.  Eğer bunları başarabiliyorsak zaten sorun yoktur.

Milliyetçilik tabanlı derken başkanım nereden nasıl yani? Ülkü ocaklarından mı geliyorsunuz?

Ülkü ocaklarında aktif görev yapmadım ama fikirlerini savundum. Bizler Rahmetli Şehit Lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun davasına gönül vererek bugünlere geldik. Hem hayatımda hem siyasette daima onun ilkelerini benimseyerek, onun yolunda ilerleme gayreti içerisinde oldum.

Peki şimdi Muhsin Yazıcıoğlu deyince biliyorsunuz Manisa’dan Selçuk Özdağ ismi hemen akla geliyor.  Ne düşünüyorsunuz kendisiyle ilgili? O misyonu sürdürebildi mi sizce? Son seçimlerde biliyorsunuz CHP milletvekili olarak seçildi.

-Selçuk Özdağ milliyetçi tabanından gelen bir ağabeyimiz. Bana göre bir yerde siyaseti artık gençlere bırakması gerektiğini düşünüyorum. Geçtiğimiz genel seçimlerde Kılıçdaroğlu’nun yapmış olduğu bir hamle vardı. İşte belli partilere belli milletvekilliği verildi. Evet Selçuk ağabey Türkiye için bir şeyler yapmak istiyor. Ama ve lakin tek ses nereye kadar?

Milliyetçi bir insanın Cumhuriyet Halk Partisi’nden milletvekili olmasını soruyorum aslında.

Şimdi şöyle söyleyeyim, burada az önceki söylediğimiz olayla tezat kalmamak gerekiyor diye düşünüyorum. O aslında bir maske, siyasi figürler için, öyle söyleyeyim. Aslına baktığın zaman vatanını, milletini seven herkes milliyetçidir, cumhuriyetçidir…

Bu soruyu geçelim diyorsanız, geçelim?

-Geçelim.  Çok vurmak istemiyorum…

Selçuk Özdağ Manisa kamuoyunda halen ilgi gören bir isim. Belki bize bir haber çıkardı..

Selçuk başkanımla da çok iyiyiz samimiyiz yani..

Övgülerinizi iletebilirsiniz o halde… Buradan kendisine de selamlarımızı yollamış olalım...

Kendisi geçtiğimiz yerel seçimlerde Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı olduğunda ben yanındaydım. Birlikte çalıştık burada.. Selçuk ağabey iyidir ama..

DYP politik olarak Öcalan ile  ilgili gelişmelerde hangi noktada duruyor?

Türkiyede hiçbir vatandaşımızın birbiriyle bir  sorunu yok. Bizim kimseyle bir sorunumuz yok.  Ne kürt kardeşlerimizle sorunumuz var ne de güneydoğuda yaşayan kardeşlerimizle bir sorunumuz var. Bu durum aslınsa bize dış güçlerin bir dayatması ki; Irak’ta Suriye’de, Mısır’da bunların hepsini görüyoruz. Amerika’nın kurduğu bir oyunun planlarından birisi. Ki bugün bir komisyon kurulmuş. Bu komisyondaki alınan kararlar..  Orada konuşulanlar vatandaşa, millete bildirilmeyecek, anlatılmayacak. Oraya milletvekillerini seçip gönderen bizleriz.  Peki neyi saklıyoruz biz? Neden saklıyoruz? Hani şeffaf olunacaktı?

Siz Ardahanlısınız. Gidip geliyor musunuz?

Devamlı gidip geliyorum. Akrabalarım, ailem orada. Anne tarafı, baba tarafı ailemiz hepsi  halen orada.

Eşiniz?
Eşim Manisalı…

Manisalı mı? Manisa’dan kız aldınız yani.. Çok şanslısınız..
Aynen öyle. Manisa’yı o yüzden daha da bir seviyoruz. Manisa çok güzel bir yer ve şehzadeler şehri..

Peki doğudaki, Ardahan’daki insanlar ne düşünüyorlar bu Abdullah Öcalan süreciyle ilgili?

Valla bugün Türkiye’de eğer bir oylama yapılırsa ki yapılması gerekiyor bana göre,  bunun kabul görmeyeceği ortaya çıkar.

Yani Öcalan’ın dışarı çıkmasını istemezler mi diyorsunuz?

Şöyle söyleyeyim, 40-50 bin tane şehidimiz var bu ülkede. Yani ne kadar doğru olabilir dışarı çıkması? Biz bu şehitlerin bıraktığı çocuklarına ne diyeceğiz? Onları yetiştiren annelere, babalara ne diyeceğiz? Nasıl bir şey söylememiz gerekiyor? Ne kadar doğru olabilir? Yani bir bebek katilinin kalkıp da serbest bırakılması ne kadar doğru olabilir sizce?

İlla Özgür Özel’e geleceğiz. Manisa’dayız ve kendisi de Manisalı malum..  Özgür Özel’in siyasi duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özgür Özel’in siyasi olarak doğru hamleler yaptığını düşünmüyorum. Ve neticesinde de gelinen son siyasi ortamda biliyorsunuz Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu Ak Parti’ye geçti.  Şimdi Türkiye’de her vatandaşın insanca yaşama hakkı var.  AK Parti olunca farklı, CHP olunca farklı veya başka belediye olunca farklı mı oluyor? Olmaması gerekiyor. Burada Özgür Özel’in yaptığı hamlelerin ki; neden geçtiğini kendi parti içerisindeki politikalarla sorgulaması gerekiyor.
Ve bunun medyaya da yansıdığı bir toplantıda Çerçioğlu’nun elini sıkmadığı ortaya çıkıyor.

Evet Çerçioğlu’nu AK Parti’ye doğru biraz ittirmişler gibi görünüyor..

Evet öyle bir izlenim var ama tabii ki iç yaşanılan olaylarda neler var ve ne oldu ve neden oraya geçti tabii ki bizim bilme gibi bir şansımız yok.

İzmir’de yaşıyorsunuz. Bir ayağınız da Manisa’da. CHP’li belediyelerin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Vallahi Cumhuriyet Halk Partisi’nin şöyle söyleyeyim; belediyecilik konusunda yeterli olmadığını düşünüyorum.  Bugün Manisa’dayız.  Manisa’dan örnek vereyim.
İşte Yunusemre ile ilgili bir sürü dedikodu yapılıyor. Bunları benim açıp izah etmem çok doğru olur mu bilmiyorum.. Ama işte bir sürü eleman alımı yapıldı ama ve lakin bugün  ücretleri yatırılmıyor veya yarım ücretli şeklinde yatırılıyor. Bir belediye başka bir partiye geçtiği zaman, oradaki çalışan kesimin ve de oradaki çalışan vatandaşımızın bir günahı ve suçu yoktur. Birine çamur atarken aynı şeyleri biz de yaptığımız zaman, yani kazanan belediye de yaptığı zaman doğru bir etiket olmuyor. Ne oldu? Yüz küsürün üzerinde işçiyi çıkardı. Sonra mahkeme kararıyla geri almak durumunda kaldı. Bugün işte Büyükşehir’de de aynı şeyler yapılıyor. Şehzadeler’de aynı şeyler yapılıyor.
Belediyecilik konusunda doğru bir hamle yaptıklarını düşünmüyorum.

Hizmet konusunda CHP’li belediyelerin hizmetlerini nasıl buluyorsunuz?

Buradaki vatandaşlarla görüştüğümüz zaman, ki bunu yerel olarak biz de görüyoruz.. Hizmetin çok doğru bir noktada sonuca gittiğini görmediğimiz kesin. Ama bu ne şekilde yapılıyor veya niye yapıyorlar? İş bilmezlikten yapıldığını adımız gibi biliyoruz.

İzmir?

İzmir de aynı şekilde. Yollara çiçek ekmekle, kaldırım yapmakla ve bazı yerlerin ismini değiştirmekle belediyecilik yapılmıyor.
Vatandaşın daha rahat edebileceği imkanları yaratmak lazım. Yani düne kadar evet Manisa’lı vatandaşlarımız işte sudan müzdaripti. İşte otoparktan müzdaripti. Ama bugün baktığımız zaman aynı şeyler yine devam ediyor. İzmir de aynı şekilde bakıyoruz. Ben İzmir’de yaşadığım için bunu biliyorum. Sokaklar pislik içerisinde, çöpler kaldırılmıyor. Daha önceki belediyeleri şu anda arar pozisyona geldik. Öyle söyleyeyim…

Özgür Özel sizce gerçekten bir muhalefet lideri mi? Yani muhalif mi sizce? Gizli bir yandaş olduğunu savunanlar var..

Vallahi ben muhalif olduğunu düşünmüyorum.
İşin gerçeğini konuşmak gerekiyor. Siyaset doğru, ilkeli bir şekilde yapılırsa muhalif olur. Dün Ak Parti’yle helalleşeceğiz muhabbeti oldu. Bugün Ekrem İmamoğlu’nun içeriye alınmasından sonra belli şeyler değişmeye başladı.

Yine de temel bazı konularda iktidar yanlısı bir duruş sergiliyorlar gibi. Son olarak iklim krizi kanununa oylamaya katılmayarak destek vermiş oldular. İklim kriziyle ilgili konularda en çok açıklama yapanlardan biri de sizsiniz.  Ne düşünüyorsunuz?

İklim krizi kanunu ilk olarak kışın oylandı. Millet sosyal medyada belli bir örgütlenme olunca bunun akabinde yasayı geri çektiler. Ondan sonra da tabii ki yine her zamanki gibi Amerika’nın bize bir dayatması oldu. O meclise oylama olduğunda gitmeyen milletvekilleri de bundan sorumlu. Çünkü o yasanın o gün mecliste oylanacağını hepsi biliyordu. Gitmeyerek de bu intiharın altına imza atmış oldular.

Bunlar peki gitmiyorlar, arkada bir anlaşma oluyor da mı toplu olarak o gün gitmiyorlar? Belli bir sayıyı tutturdukları kadarı mı gidiyor nasıl oluyor? İnsanlar en çok bu sorunun cevabını merak ediyor aslında..

Oradaki sistemi bilmiyorum, nasıl böyle bir şeyin kararı veriliyor bilemiyorum. Ama sonuçta arkada bir şeylerin döndüğü kesin. Bu da vatandaştan bir şekilde saklanıyor diye düşünüyorum.

Özellikle bu konuda mesela X platformumda bir kamuoyu oluştu ve CHP’nin üzerine gidildi. Ki Özgür Özel de X platformunda biliyorsunuz siyaset yapan birisi.. Görmemiş olması imkansız öyle değil mi?

Türkiye’de gündem her dakika farklı bir şekilde değişiyor. Zaten kanun meclisten geçer geçmez herkesin malumi ki ülkenin pek çok yerinde yangınlar başladı. Türkiye’de gündem aynı dakikada değiştiği için konunun üzeri kapatıldı diye düşünüyorum. Bunun da dediğim gibi, arkada yapılan bir anlaşmayla ilgili olduğunu düşünüyorum. Yani muhalefet yapmak sadece çıkıp bağırmak değildir. Muhalefet yapmak hangi mağduriyet varsa o konuyla ilgili insanlara açıklayıcı ve net bilgileri vermekle olur. Ne yazık ki bugün Özgür Özel’in yapamadığı muhalefeti biz Doğru Yol Partisi olarak en doğru şekilde yapıyoruz.  Ben size şöyle söyleyeyim. İklim kanunuyla ilgili 600 milletvekilinim 600’üne de mail gönderdim. Sadece beş tane milletvekili dönüş yaptı bana. İklim kanunu Türkiye için gerçekten çok içler acısı bir durum. Çünkü gelecek nesillerimizi heba etme kanunu bana göre.

Bu konuyla ilgili sizi ve çalışmalarınızı ilk günden bu yana takip ediyorum.. Olayın üzerine gidiyorsunuz..

Bugün Doğu’da veya Güneydoğu’da yaşanılan bütün olaylar ki ben oralı olduğum için bu olaya vakıfım. Şap hastalığı denilen bir hastalık.. Bu aşı yapıldıktan sonra vatandaşın hayvanları telef olmaya başladı.

Kovid gibi birşey mi diyorsunuz?
Aynen öyle. Ne zaman insanlara kovid aşısı yapıldıktan sonra insanlar ölmeye başladı, pıhtı atmaya başladı şu oldu bu oldu.. Ve iklim kanunu çıktıktan sonra da böyle bir olay… Şu an 10 binin üzerinde doğu ve güneydoğuda hayvan telef oldu.  Türkiye’nin her yerine yayılan büyük bir sıkıntı var.  Yeri geldiğinde tarlamıza birşey ekemeyeceğiz. Hayvan yetiştiremeyeceğiz. Bunlar gelecek nesiller için büyük problem.

Peki Doğru Yol Partisi olarak tüm bu sorunları ortadan kaldırıp, Türkiye’nin önünü açabilecek hamleler yapacağınıza inanıyor musunuz?

Türk Milleti her zaman her oyunu bozmuştur.
İstedikten sonra mutlaka bu oyunları da bozacağını düşünüyorum. Parti politikamızın içerisinde bunların hepsi mevcut. Türkiye’de üretim ekonomisi olmadığı süre içerisinde Türkiye’nin kalkınma hamlesi yapma gibi bir lüksü yok. Bugün biz her şeyi ithal eder bir duruma geldik.  Türkiye’de üretilen ürünler  yurt dışına ihraç edilmeye çalıştığı takdirde bakıyorsun geri geliyor. Bu Türkiye piyasasında satılıyor. Geçen gün Tarım Bakanı bununla ilgili bir açıklama yaptı. Nereye satmışız? Nereye sattığını siz biliyorsunuz.  Bizler bilmiyoruz. Bugün Türkiye’de şeffaf bir yönetim olmadığı için bizim bunları sorgulama şansımız maalesef yok.
Ama eğer sizler bu geri dönen ürünleri “Şurada imha ettik” derseniz biz bunları görmüş olacağız. Ama biz vatandaş olarak bunları bilmiyoruz ve bunları sorma gereği duyuyoruz”

Türkiye’nin tüm bu sorunları düzelir mi size?

Ben size sadece şunu söyleyeyim. Sen-ben olayını ortadan kaldırdığımız süre içerisinde Türkiye’de düzelmeyecek hiçbir şey yok. Türkiye’de bugün bakıyoruz; emeklilerimiz mağdur durumda. Çalışanımız mağdur durumda. Asgari ücretli mağdur durumda. Köylü mağdur durumda. Böyle olunca sonuca gitmek gibi bir şansımız yok. Ama velakin bugün işte iş alımları olsun. Bu devlet olabilir, belediye olabilir. Kamunun hangi merci olduğunun çok önemi yok. Eğer ilkeli bir şartlar koyar ve bu şartları uygularsak, torpili ortadan kaldırmış oluruz. Ve böylece daha liyakatli daha ehliyetli kişilerle bir sonuca gidilebilineceğini düşünüyorum.

Muhabir: Berna Memiş
error: Yazıları Kopyalayamazsınız!!