DÜNYANIN DOĞUŞU VE DEPREMLER

Şimdi 4.5 milyar yıl öncesine dönelim…
Dünya gezegeni toz bulutlarının yoğunlaşmasıyla henüz oluşmuş. Açısal momentumunu korumak üzere kendi ekseni etrafında dönmeye başlamış ki bu sayede o günden beri dönüp duruyoruz. Mars büyüklüğünde bir gök cisminin dünyaya hızla çarparak kopardığı parçalardan oluştuğu sanılan, okyanusu, atmosferi ve dünyaki gibi depremleri olmayan, insanların yaşamasına uygun (yüzey sıcaklığı: gün boyunca yüzey sıcaklığı ortalama 107 °C, gece boyunca da ortalama -153 °C civarındadır) koşulları bulunmayan Ay, çekim gücü ile dünyanın dönüş hızını azaltıcı yönde bir fren etkisi uygulamaya başlayalı az bir zaman geçmiş. Dolayısıyla dünya kendi çevresinde bugünkünden daha hızlı dönüyor.
Yer kabuğu ile çekirdek arasında yer alan manto tabakası bu günkünden daha sıcak ve yerküre tabakaları arasında gerçekleşen yoğun konveksiyon hareketleri nedeniyle sıkı bir volkanik aktivite devam ediyor. Volkanik faaliyetler sonucu çıkan gazlar ve su buharı ilk atmosferi ve okyanusları oluşturmuş ve oluşturulan bu durumu da depremler devam ettiriyor.
Aşağı yukarı dünya ile aynı tarihlerde oluşan güneşimiz henüz genç bir yıldız ve dünyayı bu günkünden az ısıtıyor. Buna rağmen depremler yeryüzündeki sıcaklığa etki ederek atmosferdeki hareketliliği sağlıyor. Depremler olmadığında yoğun sera etkisiyle küresel ısınma, depremlerin fırtına halinde devam etmesiyle küresel soğuma ve atmosferdeki bu hareketlilik ile suyun sürekli buhar halinde ve yoğunlaşıp yeryüzüne düşüyor kısa sürede yine buharlaşıyor. Döngü devam ediyor.
Depremler meydana geldikçe atmosfer çok yoğun ve yeryüzü gaz bulutlarının imkan verdiği ölçüde, oldukça az miktarda ışık alabiliyor. Depremler nedeniyle oluşan bulutların ters istikamette dolaşırken çarpışmasıyla gökyüzünde sık sık çakan şimşekler ortalığı bir anda aydınlatıveriyor. İlkel okyanuslar ve üzerinde az miktarda kara parçası yer kabuğunun dış katmanını örtüyor. Dünyanın merkezinde muhtemelen cereyan eden radyoaktif faaliyetler dolayısıyla oluşan yüksek ısı yerkabuğuna volkanik faaliyetler ve depremler sonucu ulaşıyor. Okyanusların üzerinde belirmiş volkan ağızları püskürttükleri kızgın lavlarla ve depremler ile suları ısıtıyor.
Dünyadaki depremlerin devam etmemesi halinde küresel ısınma ile birlikte buzullar erir ve çölleşme de hızlı artış olur.
Dünyadaki faylarda aynı zaman diliminde deprem fırtınalarının yaşanması halinde ise küresel soğuma ile buzulların oluşumunda artış görülür.
Dünyanın doğuşundan sonraki yüzde 29.2′sini karalar, yüzde 70.8′ini de sular oluşturmaktadır.
Depremlerin sürekliliği ile meteorolojik olayların meydana gelmesi döngülerin devamını sağladığından dolayı dünyanın oluşumundan sonraki kara ve su parçalarının dengesinin devam ettiği görülmektedir.
GÜNEŞ VE MAGMA enerjileri dengenin sağlanmasında en önemli kaynaktır.
Kaynak: https://www.facebook.com/DepremTahmini/

Bu habere de bakabilirisiniz

Akhisarspor’da iki istifa birden

TFF 1. Lig’de mücadele eden Akhisarspor’da Başkan Fatih Karabulut ve Asbaşkan Ali Kuloğlu görevlerinden istifa …

Bir Cevap Yazın

error: Content is protected !!
%d blogcu bunu beğendi: