Milyonlarca yıllık fosil kalıntıları geçmişin karanlığına ışık tutuyor

Bu haberde ne var?
- Dünyanın en önemli fosil potansiyellerinden birisi olan Tavas Kayaca Omurgalı Fosil Lokalitesinde ortaya çıkartılan kemik parçaları bilimsel çalışmalara ış...
- Türkiye’de devam eden 8 fosil kazısı arasında Türk bilim adamları tarafından tespit...
- Türkiye’de devam eden 8 fosil kazısı arasında Türk bilim adamları tarafından tespit edilen tek lokalite olan kazı, ortalamanın üzerinde olan etçil hayvan v...
- Ahmet İhsan Aytek’in bilimsel danışmanlığında yürütülen Tavas Kayaca Omurgalı Fosil Lokalitesi kazı çalışmaları, 2025-2026 kazı sezonlarında Denizli Büyükş...
Dünyanın en önemli fosil potansiyellerinden birisi olan Tavas Kayaca Omurgalı Fosil Lokalitesinde ortaya çıkartılan kemik parçaları bilimsel çalışmalara ışık tutuyor. Türkiye’de devam eden 8 fosil kazısı arasında Türk bilim adamları tarafından tespit edilen tek lokalite olan kazı, ortalamanın üzerinde olan etçil hayvan ve kuş fosilleriyle merak uyandırıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Denizli Müze Müdürlüğü başkanlığında, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet İhsan Aytek’in bilimsel danışmanlığında yürütülen Tavas Kayaca Omurgalı Fosil Lokalitesi kazı çalışmaları, 2025-2026 kazı sezonlarında Denizli Büyükşehir Belediyesinin sağladığı desteklerle güçlendi. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, eşi Nilgün Çavuşoğlu ile birlikte dünyanın en önemli fosil potansiyellerinden birisini bünyesinde taşıyan kazı alanını yerinde inceledi. Denizli Müze Müdürü Hulusi Ünsal da yer aldığı ziyarette, 5 yıldır devam eden kazılarda ortaya çıkan ve bilimsel çalışmaları tamamlanan bazı fosillerin Denizli Kent Müzesinde sergilenmeye başladığı belirtildi.
7 ila 9 milyon yıllık yaşam izleri gün yüzüne çıkıyor
Yaklaşık 7 ila 9 milyon yıl öncesine (Geç Miyosen döneme) tarihlenen ve fillerin atasal formlarından üç parmaklı atlara, gergedanlardan ceylan ve kılıç dişli kedilere kadar uzanan zengin fauna çeşitliliğine sahip olan bölgede yaklaşık 5 yıldır kazıların devam ettiğini belirten Doç. Dr. Aytek, bugüne kadar 700’ün üzerinde fosile ulaştıklarını kaydetti. Bölgenin doğal korunaklı yapısı sayesinde günümüze kadar ulaşan fosillerin, bilim dünyasına kazandırılması için çalıştıklarını vurgulayan Aytek, uluslararası yayınlarla Denizli’deki bu tarihi mirası dünyaya tanıttıklarını dile getirdi. Bölgedeki kazılarda, dünya ortalamalarının çok üzerinde etçil hayvan fosiline ulaştıklarını belirten Doç. Dr. Aytek, alanın özellikle kuş fosilleri açısından çok iyi korunmuş olduğuna dikkat çekti. Çalışmaların aynı titizlikle devam ettiğini belirten Aytek, “2017-21 yılları arasında Kültür Bakanlığı iziyle Denizli’de yüzey araştırması yaptık. Denizin her yerini gezdik. Çok ciddi fosil potansiyeli var. Kazıyı bir yere odaklamak gerektiği için burasının en yüksek potansiyelli olduğuna karar vererek 2022 yılında çalışmalara başladık. 4 yıl süren yüzey araştırmalarıyla birlikte 9 yıldır bu bölgedeyiz. Buranın bir kazı alanı olduğuna kanaat getirip, kazıya başladık. Buraya ilk geldiğimizde kapalı galeriydi, yani burada maden faaliyeti devam ediyordu. Mühendisler aşağıdan bir fosil bize gösterdi. Etrafı gezmek için izin istedik. Gezdiğimizde zaten her yerde çok ciddi bir kapasite vardı. Daha sonra madenin kapanması kazı açısından biraz avantajlı oldu” dedi.
Kazı yapılan bölgedeki fosillerin hikayesini paylaşan Doç. Dr. Aytek, “O dönem çok büyük taşkınlar oluyor. Seller hayvanları sürüklüyor, getiriyor. Belli noktalara yığıyor. Kille üzerini kapatıyor. Bu kil fosilleri koruyor. Üzerinden temizlemekte zorluk çektiğimiz kil tabakası, aslında onları korumuş oluyor. Bu olmasa böyle bir fosil kalıntısı olmazdı. İşçi sokamıyoruz, makine sokamıyoruz çünkü çok hassaslar. Sadece işi bilen öğrencilerimiz ve hocalarımızla beraber çalışıyoruz. Gergedanlarımız var, zürafalarımız var, fillerimiz var, sırtlan var. Burada meşhur kılıç dişli kediler var. Çok zengin bir potansiyeli var. Etçil hayvanımız dünyadaki bu tip alanların ortalamasının çok üzerinde. Normalde yüzde 2 filanken, bizde yüzde 10 oranında inanılmaz etçil çıkıyor. Etçil çünkü çok az çıkar. Daha da önemlisi kuş mesela. Kuş kemikleri çok ince olur ya uçabilmek için ya da kara kuşlarının da incedir. Çoğu yerde neredeyse hiç kuş fosili bulunmazken, burada çok fazla sayıda çıkıyor” diye konuştu.
“Türk ekibi tarafından bulunan tek lokalite”
Türkiye’de devam eden fosil kazıları hakkında bilgi veren Doç. Dr. Aytek, şunları kaydetti:
“Türkiye’de fosil kazıları 8 tane. Biz 8’inciyiz, en genciyiz. Diğer yedinin hepsi 70’li yıllarda Türk-Alman maden araştırmalarında bulunmuştu. Burası öyle değil; burası bir Türk ekibi tarafından bulunan tek lokalite. Burada diğer lokalitelere göre çok daha fazla fosil var. Dolayısıyla burası bilinmeyen bir lokaliteydi. Böyle olunca hızlı bir şekilde bir yayın yapalım, dünyaya tanıtalım dedik. Yayın işte bu sene çıktı. Çok süper geri dönüşler var. Birçok yerden bize ‘Beraber çalışalım’ diye mailler geliyor. Türkiye’de 10 küsur yıllık kazılar var, henüz bir yayınları bile yok. Biz daha 3 yılda ilk yayınımızı yayınladık”
“Türkiye’deki ilk örnek Denizli’de çıktı”
Bazen fosille taşı ayıt etmenin dahi çok zor olduğu durumlarla karşılaştıklarını kaydeden Doç. Dr. Aytek, “Bazen taşla ayırt edilemez konuma geliyor ama baka baka biz de öğrendik, dokuyu ayırt edebildik. Mesela burada bir tane zürafanın üst çenesinin alt kısmı var. Yani şu üst dişlerin hepsi burada mevcut. Kafanın arkası yok ama önemli olan bizim için ilk etapta dişler. Çünkü dişler her şeyi söylüyor; türünü, cinsini, bütün bilgileri söylüyorlar. Dişler zaten vücudun en sağlam bölgesi olduğu için çok iyi korunuyorlar. Bunları biz ayıracağız, temizleyeceğiz laboratuvarda. Bunu temizlemek çok zor ama o kil olmasaydı da böyle bir fosil burada korunmayacaktı. Beyağaç’ta yüzey araştırmasında bir fil fosili bulmuştuk, şimdi kent müzemizde sergileniyor. Türkiye’deki ilk örneği. İkinci örneğini daha sonra Sivas’ta buldular. Üçüncü örneğini de biz geçen hafta burada bulduk. Şuan bir kılıç dişli kedinin kafatası üzerinde çalışıyoruz. Bu türün dünyada en iyi korunmuş örneği bizim alanımızda çıktı. Dişleri ve alt çenesi böyle geliyor. Kedinin hemen yanı başında biraz baskı görmüş ama bir oklu kirpi var. Bu da çok nadir bir hayvan. Biz bunu açacağız, çıkaracağız. Onun yanında da başka bir kemik duruyor” ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu; “Bu eşsiz mirası geleceğe aktarmak istiyoruz”
İncelemelerin ardından açıklama yapan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu ise Denizli’nin sadece antik kentleriyle değil, milyonlarca yıllık doğa mirasıyla da eşsiz bir coğrafya olduğunu belirtti. Başkan Çavuşoğlu, “Denizli’miz, yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle insanlık ve doğa tarihinin en önemli merkezlerinden biridir. Burada yürütülen bilimsel çalışmalar, kentimizin milyonlarca yıl önceki ekosistemini ve biyoçeşitliliğini gözler önüne seriyor. 2025 ve 2026 kazı sezonlarında sağladığımız desteklerle bu eşsiz mirası korumak, gün yüzüne çıkarmak ve geleceğe aktarmak istiyoruz. Bu özverili çalışmayı yürüten kazı başkanımıza, ekibine ve emeği geçen tüm bilim insanlarına teşekkür ediyorum” dedi.
10 kazı alanına 9,2 milyon TL destek
Denizli Büyükşehir Belediyesi, kentin binlerce yıllık tarihinin ve zenginliklerinin gün yüzüne çıkarılarak kent turizmine kazandırılması amacıyla kent genelindeki arkeolojik ve paleontolojik çalışmalara desteğini kararlılıkla sürdürüyor. 2025 yılında imzalanan ve 2027 yılına kadar devam edecek olan 3 yıllık protokol doğrultusunda; Laodikeia, Tripolis, Kale Tabea, Kolossai ve Attouda antik kentleri ile Ekşi Höyük, Aşağıseyit Höyük, Beycesultan Höyük, Yassıhöyük ve Kayaca Omurgalı Fosil Lokalitesi olmak üzere toplam 10 kazı alanına 2026 yılı için 9 milyon 200 bin TL’lık destek sağlandı.

