ADALET VE KALKINMA PARTİSİ’NİN 15’İNCİ KURULUŞ YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE AÇIKLAMADA BULUNAN AK PARTİ MANİSA MİLLETVEKİLİ DOÇ. DR. SELÇUK ÖZDAĞ, “İNANIYORUM Kİ AK PARTİ; BUGÜNE KADAR OLDUĞU GİBİ BUNDAN SONRADA MİLLETİNİN GÖNLÜNDE YER BULMAYA DEVAM EDECEK VE BU NECİP MİLLETE HİZMETE KESİNTİSİZ DEVAM EDECEKTİR. 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ GECESİNDE DE SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANI, SEÇİLMİŞ SİYASİ İRADE VE MİLLİ İRADESİNE SAHİP ÇIKARAK ASİL VE ASIL OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA TÜM CİHANA GÖSTEREN KAHRAMAN MİLLETİMİZE HİZMET ETMEK BOYNUMUZUN BORCU.” DEDİ. (İHA/MANİSA-İHA)

Selçuk Özdağ; “Nihal Atsız’ın fikirleri iktidardadır, hatırlanması ise kadirşinaslıktır”

Ülkücü kimliğiyle bilinen ve PKK ile FETÖ başta olmak üzere terörle verilen mücadelede terör örgütlerinin çökertilmesinde kilit rol oynayan AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, enpolitik.com adlı haber sitesinde kaleme aldığı köşe yazısında Hüseyin Nihal Atsız’ı andı. Özdağ “Recep Tayyip Erdoğan-H.Nihal Atsız” başlıklı yazısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şanlıurfa’da yaptığı konuşmada Nihal Atsız’ın mısralarını okuduğunu ve ardından da “Bugüne kadar millî görüş camiasının iltifat etmediği, yok saydığı Hüseyin Nihal Atsız’ı tanıyalım” sözünü sarfederek Nihal Atsız’ı anlatmasının dikkat çekici olduğunu kaydederek, “Bugün Hüseyin Nihal Atsız’ın fikirleri iktidardadır. Geç de olsa Atsız’ın hatırlanması bir kadirşinaslıktır” yorumunda bulundu.

hüseyn nihal atsız

Türk İslam Ülküsünün önde gelen isimlerinden Şair-Yazar ve Tarihçi Hüseyin Nihal Atsız’ın Çanakkale Müdafaasının bugünkü nesiller tarafından idrâk edilmesinde birinci derecede rol sâhibi olduğunu kaydeden AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, enpolitik.com haber sitesinde kaleme aldığı “Recep Tayyip Erdoğan-H.Nihal Atsız” başlıklı yazısında Atsız’ın fikirlerinin iktidarda yaşadığını ifade etti. Özdağ yazısında, “Çanakkale şehitlikleri Lozan Antlaşmasının 129. Maddesi ile İngilizlerin insafına terk edilmiştir. İngiliz ve Fransızlar, Çanakkale’deki mezarlarını imar ederken bizim şehitliklerimiz ihmâl edildi. Nihal Atsız, 1932 yılında, Atsız Mecmuada, devletten bir heyetin Gülcemal Vapuru ile Çanakkale’ye gidip sahillerden bakarak güya şehitleri ziyâret etmesini eleştirdi. Çanakkale ziyaretinin gemiyle değil, İstanbul’dan yaya olarak yapılması ve bizzat harp alanının ve şehitliklerin gezilmesi gerektiğini; hatta o sene bunu yapmak istedikleri hâlde yapamadıklarını da ifade etti. Elbette Atsız’ın bu teklifi, Çanakkale şehitliklerine mesafeli duran rejimi rahatsız etti” ifadesinde bulundu.

ADALET VE KALKINMA PARTİSİ’NİN 15’İNCİ KURULUŞ YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE AÇIKLAMADA BULUNAN AK PARTİ MANİSA MİLLETVEKİLİ DOÇ. DR. SELÇUK ÖZDAĞ, “İNANIYORUM Kİ AK PARTİ; BUGÜNE KADAR OLDUĞU GİBİ BUNDAN SONRADA MİLLETİNİN GÖNLÜNDE YER BULMAYA DEVAM EDECEK VE BU NECİP MİLLETE HİZMETE KESİNTİSİZ DEVAM EDECEKTİR. 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ GECESİNDE DE SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANI, SEÇİLMİŞ SİYASİ İRADE VE MİLLİ İRADESİNE SAHİP ÇIKARAK ASİL VE ASIL OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA TÜM CİHANA GÖSTEREN KAHRAMAN MİLLETİMİZE HİZMET ETMEK BOYNUMUZUN BORCU.” DEDİ. (İHA/MANİSA-İHA)

ŞEHİTLERİMİZİ LAYIKIYLA ANABİLİYORSAK BUNDA ATSIZ’IN EMEĞİ VARDIR

Nihal Atsız ve 8 arkadaşının Atsız’ın yaptığı teklifin ertesi yılı Çanakkale’yi ziyaret yasağını delerek Ağustos başında şehitliğe gittiklerini kaydeden Özdağ, “Günlerce şehitlerimizi andılar. Yeni Zelanda Anıtı önünde kahrolan Atsız, Lozancıları da sert bir dille eleştirdi. Yolcuların hüznü ve öfkesi, şehitliği dolaştıkça artar. İngilizlerin mezarları ne kadar bakımlıysa bizim şehitliğimiz o kadar perişan ve sahipsizdir. İşgalciler için anıtlar dikilmiştir. Mehmet Çavuş’un mütevazi mezarını görünce ağlayan Atsız, Yeni Zelandalılar için dikilen abide için şöyle isyan eder: “Eğer siz Lozan’ın ne demek olduğunu anlamak istiyorsanız ve gözleriniz Lozan muahedesiyle tanıdığımız ecnebi mekteplerini görmüyorsa Çanakkale Savaşı’nın olduğu yerlere gidin… Abidelerini ve abidelerimizi görün. Türk yurdunun en kutlu parçasını İngiltere hâline sokan manzaraya bakın. O mukaddes topraklarda insanın içinde riya kalmıyor. O riyasız dakikada, hükmünüzü verin! Bu ziyaret, Çanakkale’ye ilgiyi artırarak her yıl artan sayıda ziyaretçinin şehitliklere gitmesine vesile oldu ve nihâyet millet tarafından Çanakkale Şehitleri Abidesi yapıldı. Bugün Çanakkale şehitlerini lâyıkıyla anabiliyorsak bunda en fazla Atsız’ın emeği vardır” dedi.

ATSIZ’IN ESERLERİ TARİHÇİLER İÇİN BİR BAŞVURU KAYNAĞIDIR

“Artık tarihe karışan Andımız, bilindiği gibi 1933’de dönemin Milli Eğitim Bakanı Reşid Gâlib tarafından yazıldı. Reşid Gâlib, 1932’de yapılan 1. Türk Tarih Kongresi’nde büyük tarihçi Zeki Velîdî’yi (Togan) cehâletle suçlayarak talebesi olmadığı için şükrettiğini söyledi. Atsız ve arkadaşları, Reşid Gâlib’e telgraf çekerek, “Zeki Velîdî’nin talebesi olmakla iftihar ederiz.” dediler. Sonraki sene, Reşid Gâlib Milli Eğitim Bakanı olunca, ilk işi, Edebiyat Fakültesi Dekanı Ali Muzaffer Bey’e baskı yaparak genç Atsız’ı fakülteden attırmak oldu. Nihal Atsız bu! Adam gibi adam! Türk gibi Türk! Tokatlıyan Oteli’nde, dekanı, milletin içinde tokatladı. İşte Türk milliyetçilerinin bir kısmının ısrarla savunup okuduğu Andımızın yazarı Reşid Gâlib budur” ifadelerine de yer veren Özdağ, “Nihal Atsız, Türk milliyetçileri tarafından 3 Mayıs 1944’de Milli Şef iktidarına isyanıyla bilinir. Oysa Atsız 1932’de isyan etmiş ve Kemalizmle mücâdele etmeye başlamıştır. Her nedense 3 Mayıs’ı bayram olarak kutlayanlar, Atsız’ın 33’deki O muhteşem direniş hâlini hiç konuşmazlar. Nihal Atsız’ı, İslâm’a (itikade)aykırı kimi fikirlerinden dolayı eleştirebilir. Ama, Kemalizm’e karşı dik durması takdire şâyândır. Daha 1956’da birilerinin görmeme israrına rağmen “Abdülhamid Han Göksultan” makalesini yazmak, ittihatçıları eleştirmek, her babayiğidin harcı değildi. Necip Fazıl ve Kadir Mısıroğlu çok sonraları bu konu da kalem oynatacaklardır.Ayrıca ilerleyen yıllarda İslâmî yönü de tekâmül etmiş ve önceki fikirlerinden eser kalmamıştır. Fethi Gemuhluoğlu’nun ifâdesiyle, din düşmanlarıyla dindarlardan daha çok mücâdele etmiştir. Hapis, ikbâl, sürgün umûrunda olmamıştır. Türk Tarihinin Bugün ki Meseleleri adlı kitabı tarihçiler için hala bir başvuru eseridir” dedi.

ŞANLI MAZİMİZ DAİMA YENİ KAHRAMANLAR ÇIKARACAKTIR

Nihal Atsız’ın Kemalist olmadığını ancak İstiklâl Harbi’nin komutanına bağlı olduğunu kaleme aldığı yazısında dile getiren AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, “İstiklal Harbinin komutanı Mustafa Kemal değil de başka biri olsa Hüseyin Nihal Atsız gene aynısını yapardı. Nitekim şiirinde, ‘Arkasında olmasaydı şanlı bir mâzi. Bu milletten çıkar mıydı bir büyük Gazi’ derken Gazi’yi ortaya çıkaran şanlı mâziden bahseder. Ne demek bu? Şanlı mâzimiz daima kahramanlar çıkaracaktır. Kemalist olsa ne Lozan’ı eleştirirdi ne de Çanakkale’ye giderdi. Atsız, nev’i şahsına münhasır bir insandı. Türk’e ait her şeyi severdi. Osmanlıydı; Selçukluydu; Göktürk’tü. 2. Abdülhamit Han’a “Göksultan” dedi. Vahdeddin Han’ın vatan haini olmadığını söyledi. Nihal Atsız, Türkiye Cumhuriyeti’ni Osmanlı’nın devamı olarak görür. Osmanlı da Selçuklu’nun.. Böylece devlet Orta Asya’ya kadar gider. Adeta Cumhuriyet ne kadar bizimse Osmanlı ve Selçuklu da o kadar bizimdir. Osmanlı, Selçuklu ne kadar bizimse Cumhuriyette o kadar bizimdir” ifadesinde bulundu.

NİHAL ATSIZ KORKUSUZ BİR DAVA ADAMIYDI

Hüseyin Nihal Atsız’ın 70’lerde yazdığı Ruh Adam romanında, Çanakkale savaşı hakkında müthiş fikirler ortaya koyduğunu kaydeden Özdağ yazısına şöyle devam etti, “Atsız, ‘Çanakkale, erlerin; İstiklâl Harbi, subayların savaşıdır’ dedi. Evet, Çanakkale ne Mustafa Kemal’in zaferidir ne de bu fikre karşı çıkanların dediği gibi Enver Paşa’nın, Mehmetçiğin zaferidir. Savaş olmasaydı, O Mehmetler, 20. asrı Türk asrı yapacaklardı. Atsız çok yönlü bir yazardır. Şâirdir, romancıdır, tarihçidir. Korkusuz bir dava adamıdır. Bir yazısında, Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in tek taraflı bir kadrolaşma faaliyetinde bulunması nedeni ile istifasını istemiştir. Bu kadar mert ve gözü karadır. Yufka yüreklilerle çetin yolların aşılmayacağına inanır. Bugün Hüseyin Nihal Atsız’ın fikirleri iktidardadır. Geç de olsa Atsız’ın hatırlanması bir kadirşinaslıktır.”

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ KİMDİR

Hüseyin Nihal Atsız (Atsız), 12 Ocak 1905’te İstanbul’da Kadıköy’de doğdu. Babası bahriye (deniz) subayı Nail Bey, annesi Fatma Zehra Hanımdır. İlköğrenimini Kadıköy’deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul sultanilerinde yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Terbiye’ye yazıldı. Bu okulun 3.sınıfında iken, Arap asıllı bir subaya selam vermeyi reddettiği için okuldan çıkarıldı. Daha sonra İstanbul Darülfünunu (Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi’ne yazıldı. Bu fakülteden 1930 yılında mezun olunca, Türkiyat Enstitüsü’nde, hocası Köprülüzade M.Fuat Beyin asistanı oldu. Ancak diğer hocası Zeki Velidi (Togan) Beyin Türk Dil Kurultayı’nda maruz kaldığı hücumlara tepki olarak çektiği telgraf sebebiyle asistanlıktan çıkarıldı (1933). Atsız, önce Malatya Ortaokulu’nda Türkçe, daha sonra Edirne Lisesi’nde Edebiyat hocalığına tayin edildi. Edirne’de iken Orhun dergisini yayımladı (1933-1934). Bu dergi, daha önce yine kendisinin yayımladığı Atsız Mecmua’nın (1931-1932) devamı niteliğindeydi. Her iki dergi de Türkçülük ülküsünü güçlendirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla çıkarılmıştı. Ancak dil, edebiyat, tarih, halkbilim, yazım konularındaki yazılar ve şiirler de bu dergilerde yer alıyordu. Orhun’un 9.sayısındaki, resmi tarih tezini eleştiren bir yazı sebebiyle dergi kapatıldı. Atsız da bakanlık emrine alındı.

Nihal Atsız, bundan sonra dört yıl kadar Deniz Gedikli Hazırlama Okulu’nda Türkçe öğretmenliği yaptı. 1938’de bu işinden de uzaklaştırıldı. Kendisine resmi hizmet kapısı kapanınca Özel Yuca Ülke ve Boğaziçi liseleri gibi okullarda öğretmenlik yaptı. “Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar” ve “Türk Edebiyatı Tarihi” adlı ilmi kitapların yanı sıra birçok broşür yayımladı. O dönemin sol düşüncesine karşı şiddetli bir fikir mücadelesine girişti. Tanrıdağ, Çınaraltı gibi milliyetçi dergilerde yazılar yazdı. 1943’te Orhun’u yeniden yayımladı. Bu derginin 15-16. sayılarında dönemin başbakanı Şükrü Saracoğlu’na hitaben yayımladığı açık mektuplarda, Milli Eğitim Bakanı Hasah-Ali Yücel’in istifasını istedi.

Atsız’ın Yücel’i eleştirisinin sebebi ise “Milli Eğitim Bakanlığı’nda tek taraflı bir kadrolaşma”dır. Bu yazıların bazılarında muarızlarına sert eleştirilerde bulunan Atsız, sonunda Sabahattin Ali’nin açtığı hakaret davasıyla yargılanmaya başlar. Ve yine bu davayla birlikte Orhun dergisi kapatılır. Atsız-Sabahattin Ali davası büyük yankılar uyandırır. Öğrenci olayları ve gösteriler başgösterir bunun hemen akabinde de Atsız ve 22 arkadaşı hakkında “hükümet darbesine teşebbüs” suçlaması ile yargılandı. Askeri mahkeme, Türkçülerin birçoğunu çeşitli cezalara çarptırdı. Atsız da 6 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak, Askeri Yargıtay bu kararları bozdu. Yeniden görülen dava sonucunda bütün Türkçüler ve bu arada Atsız da beraat ettiler. Ancak, Atsız, uzun süre öğretmenlik mesleğine dönemedi. Türkiye Yayınevi’nde çalıştı ve önemli Osmanlı tarihlerinin neşirlerini hazırladı.

Tek parti iktidarının son yıllarında, fakülteden sınıf arkadaşı Prof Dr.Tahsin Banguoğlu’nun Milli Eğitim Bakanlığı zamanında yeniden öğretmenliğe tayin edildi. Fakat, kendisine öğretmenlik hakkı tanınmadı ve Süleymaniye Kütüphanesi’nde uzman olarak görevlendirildi.

1950-1951 öğretim yılının başında Haydarpaşa Lisesi edebiyat öğretmenliğine getirilen Atsız, burada iki yıl görev yaptı. Bu defa da, 3 Mayıs’ın kutlanması için Ankara’da verdiği bir konferans nedeniyle öğretmenlikten alındı ve Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki görevine iade edildi (1952). Burada 17 yıl çalıştıktan sonra 1969’da emekliye ayrıldı. Atsız, 11 Aralık 1975’te vefat etti.

 

 

Bu habere de bakabilirisiniz

Saruhanlı Belediyesi Kur’an kursunda tadilat başlattı

Saruhanlı Belediye Başkanı Zeki Bilgin, Saruhanlı Müftülüğüne bağlı olarak Mütevelli Mahallesinde faaliyet gösteren Kur’an Kursu …

Bir Cevap Yazın

error: Content is protected !!
%d blogcu bunu beğendi: