Fetö’ye savaş açmıştı, AK Parti’den dışlandı

AK Parti Manisa İl Teşkilatı’nın pek çok kademesinde görev yapan, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin hemen ardından MİDDER’i (Milli İrade ve Demokrasi Derneği) kurarak Türkiye geneline yayan Serhat Çağ, 2018 Haziran seçimlerinde milletvekili aday adayı olmuş ancak listede yer almamıştı. Bir yıldan bu yana sosyal medya adresinden yaptığı radikal çıkışlarıyla gündeme gelen Serhat Çağ ile AK Parti’ye neden küstüğünü konuştuk.

Röportaj: Berna Memiş

Manisa Sultan Camii Külliyesi’nde gerçekleştirdiğimiz röportajımızda yakın dostu AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur ile aralarının nasıl açıldığını, Bülent Arınç ile ne tür bir sorun yaşadığını anlatan Serhat Çağ, ayrıca yeni kurulacak olan Huzur Partisi’nden aldığı teklifi değerlendirdi. İşte Serhat Çağ’ın çok konuşulacak açıklamaları..

AK Parti’ye neden küstünüz sorusuyla başlayalım..

Aslında öyle bir küskünlüğüm değil ama kırgınlığım var. Neden oldu? Bunu ilk defa bir gazeteci olarak Berna Memiş ile paylaşıyorum. Birçok gazeteci bununla ilgili bazı sorular yöneltti. Ama şimdiye kadar açıkça söylemek gerekirse düşüncelerimi fikirlerimi ve kırgınlıklarımı sosyal medya üzerinden paylaşmaya çalıştım.

Öyleyse teşekkür ederiz. Bizleri bu açıklamalara layık gördüğünüz için sağolun..

Bugün farklı bir durum var. Artık son dönemlerde paylaşımlarımın altına savunduğum bazı doğrulardan ve söylediğim bazı hakikatlerden dolayı, Haziran seçimlerinde aday gösterilmediğim için küskünlük yaptığımı ve kırgınlıktan dolayı bu paylaşımları yaptığımı yazıp savunan bir cenah var. Sen bu kırgınlığımın nedenini öğrenmek istiyorsun. Aslında küskünlüğüm yok bir kırgınlığım var.

Neden peki?

Takip ettiğiniz üzere AK Parti’de bir dönem siyaset yaptım ve aktif görevlerde bulundum. Aktif bir siyasetçiydim. Seçimlerin yoğun olduğu dönemlerde aktif görevlerim vardı. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri, Cumhurbaşkanlığı seçimleri onun öncesinde 31 Mart 2014 yerel seçimleri teşkilatlarda aktif görevlerimiz vardı. Alnımızın akıyla o dönemlerde beraber siyaset yaptığımız arkadaşlarımızla beraber bir çoğunu zaferle sonuçlandırdık. Sonrasında maalesef 15 temmuz 2016’da ülkemizde bir ihanet şebekesinin, devletin içerisinde devletin kılcal damarlarında örgütlenmiş bir terör örgütünün hain kalkışması neticesinde darbe kalkışmasıyla millet olarak muhatap olmak zorunda kaldık. Allah’ın yardımı ve milletimizin cesaretiyle bu kalkışmanın kalkışma aşamasında kalıp gerçekleşmesini önledik.

15 Temmuz’un hemen sonrasında MİDDER’i kurdunuz.
Evet MİDDER’i kurduk ve o günden bu yana da Milli İrade ve Demokrasi Derneği’in Genel Başkanlık görevini yürütüyorum. Türkiye sathında ülke genelinde birçok ilde vatanını karşılıksız seven bu ülkenin menfaatini herşeyden önde tutan vatan dostu yol arkadaşlarımızla beraber, milletin egemenliğini demokrasimizin önemini ve cumhuriyet tarihinden bu yana yaşanılan darbelerin bu ülkeye verdiği zararları, bir daha bu ülkede antidemokratik kalkışmaların darbelerin yaşanmaması adına bir bilinç oluşturmak üzere Türkiye genelinde çalışmalarda bulunuyoruz.

Ülke geneline yaydığınız bir dernek oldu..
Evet Türkiye’nin birçok ilinde temsilciliklerimiz ve şubelerimiz bulunuyor. Bu arkadaşlarımızla beraber illerimizde sempozyumlar, toplantılar, fikir akademileri, irfan meclisleri oluşturuyoruz. Davet ettiğimiz konuklarımızla beraber fikirlerimizi ve düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Manisa’dan doğup Manisa’da kurulup Türkiye’ye mal olan bir STK’nın başkanlık görevini yürütmekten dolayı da onurluyum ve gurur duyuyorum. MİDDER’in şu an genel merkezi Ankara’da.

Milletvekili aday adaylığınıza gelecek olursak.. Hangi düşüncelerle aday adayı olmuştunuz?
24 haziran milletvekili adaylığı ile ilgili.. O süreçte bir erken seçim dönemi. Bir çok insanın öngörmediği tahmin etmediği bir süreç. Aday olmamdaki en önemli etken kesinlikle vatan sevgim. Ülkeme ve şehrime hizmet edebilmek. Ailem, çevrem, dostum, arkadaşlarım Ankara’da STK’mız münasebetiyle temasta olduğumuz bazı siyasiler büyüklerimiz ağabey dediğimiz çok kıymetli bazı insanlar bu konuda bize destek verdiler ön ayak oldular. Tabi biz de bu süreci istişare ederek değerlendirerek aday adayı olma kararı verdik ve açıkladık.

Milletvekili aday adayı olduktan sonra çok samimi olduğunuz AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur ile aranız birden bire bozuldu.. Neden böyle oldu?
İşte Manisalılar tarafından en çok merak edilen husus da bu zaten. Şöyle.. Aday adayı olmak istediğimi ilk paylaştığım kişi Murat Baybatur’un kendisiydi. Ankara’daki ofisinde paylaştım. Sağolsun kendisi iyi olacağını söyledi ve tekrar görüşmemiz gerektiğini ifade etti. Çok kısa bir süreçti. Bir haftalık bir süreçti. İlk görüşmeyi yaptık ama son görüşmeyi yapma fırsatımız söz konusu olmadı. Bir değerlendirme yapmamız gerektiğini söyledi ama görüşemedik. Onun yoğunluğundan dolayı herhalde.

Bu arada yakın arkadaş mıydınız kendisiyle?
Evet hem Murat beyle hem kardeşi Fatih ile.. Çocukluğumuz beraber geçti. MİDDER’İ de zaten beraber kurduk. O sürece kadar beraber devam ettik. Sonrasında tabi o irtibatı sağlayamadık. Ve ben son gün sevenlerimle beraber gidip adaylık başvurusunda bulundum Manisa’da… Aslında birçok insan Ankara’dan aday adaylık başvurusunda bulunmamı tavsiye etti. Hatta tüm Türkiye genelindeki teşkilatlarımızın katılımıyla Ankara’da şenlik havasında Ak Parti Genel Merkezi’ne gidip başvuruda bulunmamızı önerdiler.Ama ben kendi şehrimde, doğduğum şehirde görev aldığım teşkilatımda aday adaylık başvurusunda bulunmayı daha doğru buldum. Tabi bu arada adaylık başvurumuz sonrasında süreç başladı. Temayüller oldu. Ardından mülakatlar oldu genel merkezde.

Sonuç olarak çok yüksek bir ihtimalken listeye bile dahil edilmediniz.
Her şeyden öncesi ben kadere iman etmiş bir insanım. Hayırlısı böyleymiş. Demek ki nasip değilmiş. Benimle beraber bir çok insan da hayal kırıklığına uğradı. Sonrasında gelen mesajlar aramalar..

Yani Murat Baybatur sizin önünüzü mü kesti? Sosyal medya adresinizdeki paylaşımlarınızdan öyle bir anlam çıkıyor sanki.. 
O şekilde değerlendirmemek gerek..

Ne şekilde değerlendirelim?
Süreci sonlandıramadık. Kendisi bununla ilgili son nihai fikrini bana belirtmedi. Muallakta kaldı havada kaldı. Ben birkaç kez aradım görüşemedik. Şimdi diyeceksiniz ki çok yakın ilişkileriniz vardı, beraber bir dernek kurdunuz ve tüm Türkiye’ye mal oldu neden görüşemediniz? Neden görüşemediğimizi kendisine sormanız gerekiyor.

Aday adaylığınızda aranıza bir soğukluk mu girdi?
Soğukluk girmedi. ilk görüşmeyi yaptık. Ben birkaç kez aramama rağmen ulaşamadım görüşemedik.

Milletvekili adayları arasında ön sıralarda yer aldığınız ancak son dakika liste dışı bırakıldığınız söylenmişti o günlerde..

Birçok şey söylendi birçok şey ortaya atıldı. Sıralamalar birkaç gün önce farklı şekilde konuşuldu. Yüzlerce tebrik telefonu aldım. “Bizim duyumlarımız bu şekilde” diyen insanlar oldu. Aktif görevlerde bulunan önemli isimlerden Ankara siyasetinde.. Arayıp tebrik edenler oldu. “Bir şeyler belli oldu hayırlısı olsun” dediler. Sıralamayla ilgili “Arzu ettiğimiz gibi iyi yerlerde göreceğiz” diyenler oldu. “Manisa için hepimiz için gönlümüzden geçen oldu” gibi temennilerde bulunan çok oldu.

Ama listede yer almadınız..
Listede çıkmadık. İki saat önce kesin sonuçlara ulaştık. Hani şu an bazı çevreler fütursuzca paylaşımlarıma yorumlar yapıyorlar. “Küstün, kızdın onun için düşmanlık yapıyorsun” diyorlar.. Düşmanlık yapmıyorum ama maalesef bu şekilde yönlendiriyorlar. Yönlendirmiyorlarsa da aslını astarını bilmedikleri için böyle yorumlar yapıyorlar. O gün listeler açıkladığında Murat Baybatur’un kendi söylemi bu: “İlk arayan sensin” dedi. “Ağabey hayırlısı olsun memleketimiz için inşallah hayırlı hizmetler yapmayı rabbim size ve listede yer alan arkadaşlara nasip etsin. Bugüne kadar nasıl berabersek bugünden sonra da birlikte olacağız. Hepimiz 24 Haziran’a kadar canla başla çalışacağız” diyerek ilk arayan bendim. Kendisi de bana “Evet kardeşim çok çalışmamız gerekiyor. Çok memnun oldum. Önümüzdeki günlerde bir araya gelelim oturalım şu işin programlanmasını yapalım” dedi.

Milletvekili adayları arasında olmadığınızı gördükten sonra mı bu konuşma oldu?
Tabi tabi olmadığımı gördüğüm halde arayıp canla başla çalışacağımı ifade ediyorum. Asıl işte aranan cevaplar burada gizli. Aday listeleri açıklandıktan sonra bir gün – iki gün – bir hafta – on gün geçmesine rağmen ne bir teşkilat mensubu ne bir milletvekili adayı ne Murat Baybatur hiçbiri.. Ne arayıp o bahsedilen programlara davet etti ne de gelip halimizi hatırımızı sordu ne de bizimle ilgili sağda solda konuşulan dedikodu niteliğinde olan söylemleri engellemeye çalıştı..

Neydi o dedikodular?
Benim için o dönemde.. “Eh MİDDER’in başkanı.. Bülent Arınç’ın tekrar partiye döndüğü bir süreçte sen milletvekili adayı olabilir misin?” denildi. “Bülent Arınç tarafından Serhat Çağ’ın kafası koparıldı” denildi. “Zaten böyle bir süreçte aday olma ihtimali zerre misal imkan yoktu. Heyecan aradı” denildi. Beraber yola çıktığımız yıllarca beraber olduğumuz siyaset yaptığımız, beraber bir oluşuma başlangıç yapıp belli bir seviyeye taşıdığımız arkadaşlarımızın hiçbiri bunları söyleyenlerin ağızlarını kapatmadı, teşkilat içinde ve dışında yapılan bu konuşmaları engellemedi.

Yani siz 15 Temmuz’a karşı dik bir duruş sergileyen bir STK’nın kurucusu ve genel başkanı olarak mı dışlandınız? Bülent Arınç’ın üzerinizi bunun için mi çizdiği konuşuldu?
Bunun sonrasında bir açıklama yaptım sosyal medya hesaplarımdan. “Eğer benim üzerimin Bülent Arınç tarafından çizildiğini ifade edenler varsa bu çizik benim şeref madalyamdır. Şerefimdir onurumdur” dedim. Tekrar size de söylüyorum. Şerefimdir onurumdur. Ben inandığım davada, inandığım kutsiyetler doğrultusunda bu ülke için bu millet için çalışmalarıma devam edeceğim. Biz milletvekili olmuşuz olmamışız aday olmuşuz olmamışız.. Ben hiçbir zaman görev talep eden tarafta olmadım hayatım boyunca.
Ondan sonraki aşamada da arkadaşlık ve dostluk ilişkilerimiz bazı insanlarla kesintiye uğradı. Böyle olunca bunun yansıması derneğimize yansıdı. Beraber yola çıktığımız arkadaşlarımız hiçbir sebep belirtmeden dernekten ayrılacaklarını ifade ettiler. Ondan sonra ben konunun farklı bir şekilde olduğunu ve farklı bir yönde değerlendirmem gerektiğini düşündüm. Yollarımız ayrıldı yine söylüyorum ben kimseye küskün değilim ama kırgınlığım var.
15 temmuz Darbe Girişimi’ne karşı dik duruş sergileyen bir insan olarak yalnız mı bırakıldınız?
Evet yalnız bırakılmaya çalışıldım. Yalnız bırakmaya çalıştılar ama yalnız kalmadım. Ben her zaman hangi işi yaparsam yapayım, neye adım atarsam atayım her zaman Allah’a güvendim. İleride ne olacak düşüncesi ile hiçbir işin içerisinde olmadım ve beklenti ile hiçbir yola baş koymadım.

Neden Bülent Arınç olduğu zaman sizin üzerinizin çizileceği konuşulmuştu?
Bu konuşmalara müsaade edenlere ve bu konuşmaları yaptıranlara sormak lazım. Manisa’nın her yerinde o dönem özellikle teşkilatın içinde çok yoğun bir şekilde paylaşıldı bu konuşuldu..

Kendisiyle bir husumetiniz mi vardı?
Hayır kesinlikle ne tanışıklığım vardır ne diyaloğum vardır ne bir samimiyetim vardır. Siyaset yaptığım dönemlerde de hiçbir şekilde bir münasebetimiz olmamıştır kendisiyle. Hatta sıkıntılı süreçlerde Bülent Arınç parti içerisinde dışlandığı ve tahkir edildiği zaman o dönemlerde.. Pervasızca eleştirilirken, hakaretlere muhatap olurken ben o dönemde bile “Arkadaşlar bu şekilde hakaretlerde bulunmayın ahlaksız ve edepsiz söylemlerde bulunmayın. Sonuçta hepinizin bulunduğu bu konumlarda Bülent Arınç’ın bir payı vardır. Hakkını yemeyin” demişimdir. Benim ağzımdan “Bülent Arınç ile ilgili o dönemde hiçbir şekilde olumsuz bir cümle ve hakaret duyulmamıştır. Hatta bunun için de beni eleştirmişlerdir o dönemde. Beni Bülent Arınç’a yakın olmakla suçlamışlardır. Hiçbir görüşmemiz olmadığı halde.. O gün beni suçlayan kişilerin hepsi şu an Bülent Arınç’ın yanında.. Hepsi isim isim cisim olarak hafızamda.. Onları paylaşmayacağım tabi.. Bunlar benimle beraber ahirete gelecek.

Bülent Arınç’ın Ramazan ayında Manisa’da katıldığı iftar yemeğinde bunun altını çizdiğini duydum. O da bunları farkında tabi.. Yani zamanında Arınç sayesinde bir yerlere gelip sıkıntılı dönemlerde kendisi aleyhinde konuşup şu an ilişkiler düzeldiğinde tekrar yanında duran kişilerin kimler olduğunu kendisinin de çok iyi bildiğini duyuyoruz..

Bilebilir farkında da olabilir. Siyaset belki şu an bunu gerektiriyordur. Böyle davranması gerekiyordur. Açıkçası beni çok fazla ilgilendirmiyor. Kimin neyin farkında olduğu.. Kimin ne talep ettiği.. Kimin hangi makam için hangi mevki için yakınlık ve muhabbet beslediği.. Geçmişte hakaret edip edepsizlik yapanların şu anda ne niyette olduğu.. Şu an açıkçası ilgi alanım dışında. Çok da fazla beni enterese etmiyor. Ben sadece bunları her mecrada bildiğim doğrular ve hakikatler olarak konuşuyorum. Bundan sonrası onlara kalmış bir şey. Şu süreçten sonra benim onlarla bir diyaloğum bir münasebetim olamaz.

Şimdi sonuç olarak AK Parti’den tamamen koparttılar mı sizi? Fethullah Gülen’e karşı eylemlerde bulunduğunuz için?
Bu saatten sonra AK Parti içerisinde siyaset yapmamız doğru olmaz.

O zaman şu soru geliyor insanın aklına.. 15 Temmuz güncelliğini yitirdi mi sizce?
15 temmuz millete ait bir değerdir. 15 temmuz Türkiye Cumhuriyeti devletinin son yıllarda karşılaştığı en büyük ihanet girişimidir. Yapanlar bellidir, müsebbibleri bellidir, bu sürecin bu hale gelmesinde katkısı olanlar bellidir. Bu kadar güçlenmelerinde katkısı olanlar ve sonrasında pişmanlık duyanlar bellidir. Ama 15 Temmuz milletten koparılmış, milletin değeri olmaktan alıkoyulmuş, siyasallaşmış ve ucuzlatılmış. Evet ilk günkü değerini gün geçtikçe yitirmektedir. Ancak ve ancak 15 Temmuz’un kendi değerine kavuşması isteniliyorsa bu tekrar millete iade etmekle olur. 15 temmuzun müsebbibi olanlar, sanığı olanlar gerektiği cezayı almadığı sürece.. Suçsuz, Bank Asya’nın önünden geçtiği için, cemaat toplantılarına katıldığı için, çocuklarını okullarına gönderdiği için işlerinden, aşlarından, görevlerinden olanlar, aileleri dağılanlar yargılandığı sürece.. Asıl suçluların asıl bu örgütün içindeki önemli yapılanmaların önemli noktalarında olanlar yargılanmadığı sürece, bu milletin sinesinde derin bir yara olarak kalacaktır.

Niye böyle oluyor peki?
Bunu mevcut siyasetçilere sormanız gerekiyor. Biz neden böyle olduğunu, aslında böyle olmaması gerektiğini , yapılan yanlışların neler olduğunu; halkta 15 Temmuz’un karşılığının zaman geçtikçe yitirildiğini yaklaşık iki yıldır avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz, ifade ediyoruz. Biz üzerimize düşeni bir STK olarak vazifemizi sorumluluğumuzu yerine getirdik. Bu soruları şu an siyasete sormanız gerekiyor.

İlk başta sizin yanınızda olan özellikle AK Parti’li siyasetçiler daha sonra sizi yalnız mı bıraktılar?
Evet savunduğumuz doğrulardan dolayı, savunduğumuz hakikatlerden dolayı yanlışlara yanlış dediğimizden dolayı, ilk başta bize destek verenler şu an karşımızda; karşımızda olmasalar dahi desteklerini geri çekerek, üyelik kayıtlarını sildirerek bize karşı tepkilerini ifade etmeye çalışıyorlar.

Kimler sildirdi üyelik kayıtlarını? Murat Baybatur da sildirdi mi? “Birlikte yola çıktık” dediğiniz için soruyorum..
Onların isimlerini paylaşmak istemiyorum. Onlar kendilerini iyi biliyorlar. Bu röportajı okuduklarında evet o benim diyeceklerdir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aranız nasıl?
Recep Tayyip Erdoğan benim seçtiğim, bu milletin seçtiği bu ülkenin seçilmiş bir cumhurbaşkanıdır. Eleştirilerimden dolayı, yanlış bulduğum bazı olgulardan dolayı kesinlikle Erdoğan düşmanı olduğumu ve Erdoğan’a karşı olduğumu düşünmesini istemiyorum. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin en çok hayata geçirilmesi için en çok çaba sarf eden insanlardan biriyim. Bu manada yapılan yanlışlar var mıdır? Vardır. Yanlışlarda ısrar durumu var mıdır? Vardır.. Uygulamalarda devlet idaresinde.. Bizim vazifemiz her tür sıkıntıya baskıya rağmen yanlışa yanlış diyebilmektir. Sesimizi duyurmakta biraz zorluk çekiyoruz. Düşüncelerimizi ifade etmekte ve cumhurbaşkanımıza ulaştırmakta ciddi sıkıntılar çekiyoruz.

Yanlış aktarımlar oluyor mu?
Ama bir gün gelecek bizim bu söylediklerimizin bu savunduklarımızın ne kadar doğru olduğunu, hepsinin birer hakikat olduğunu cumhurbaşkanımız anlayacaktır. Umarım o gün için iş işten geçmiş olmaz. Gün geçmiş olmaz. Ben yapılan yanlışlardan dönüleceğini, özellikle bu Fetö ile mücadele konusunda hak ettiği tarzda bir mücadele sergileneceğini , milletin tüm birimleri ve kurumlarıyla beraber bu yapılanmayla mücadele edileceğini umut ediyorum.

15 Temmuz Darbe Girişimi’nin birinci yıl dönümü etkinliklerinin hazırlık aşamasında Manisa Valisi ile bir gerginlik yaşadığınızı biliyorum. Çok da abartmaya gerek yok gibi birşey mi söylemişti size..

15 temmuza insanların bir çoğu gönülden destek veriyor inanıyor. O Kuvayı Milliye ruhu var halkımızda. Bu bizi mutlu ediyor. Yaklaşık üç yıldır Türkiye’nin gezmediğim vilayeti, ilçesi kalmadı. Toplumuzun bir çoğu siyasi görüşü ne olursa olsun 15 temmuzda Fetö terör örgütü tarafından yapılan bu kalkışmanın asıl nedeninin ne olduğunu çok iyi biliyor. Kızgın olanlar var, eleştirenler var. Yani bu örgütün bu hale gelmesinden dolayı birilerini sorumlu tutanlar var. Haklılar sonuna kadar haklılar. Ama 15 temmuzdaki milli mücadele ruhu, tankların önünde kendisini siper edenlerin ruhu hala daha göğüslerimizi kabartıyor, bizi mutlu ediyor, onure ediyor. İşte bu ruh muhafaza edilmeli.. Siyasal söylemlerle göstere göstere göz göre göre yapılan bariz hatalarla bu ruh bu yaklaşım zedelenmemesi gerekiyor.
Göstermelik olarak sahip çıkanlar da var. Yani sahip çıkıyorum edasıyla Fetö’yü lanetliyorum edasıyla göstermelik olarak bunu yapanlar da var. Bunların kimler olduğunu halk da biliyor, bizler de çok iyi biliyoruz. Bunu genellikle yapanlar siyasetçiler. Ve hatta devletin bazı kurumları bile 15 Temmuz konusunda samimi değil. Ben samimi olmadıklarına inanıyorum. Topluma karşı yaptıkları hitaplarda bir toplulukta herkes atıp tutuyor, herkes mangalda kül bırakmıyor, herkes o gece meydanlarda herkes gövdesini siper etmiş, herkes bu işgale dur demiş, ama özelde birebirde o kadar çirkin söylemlerle karşılaşıyoruz ki, o kadar çok böyle vicdan yaralayıcı üsluplarla karşılaşıyoruz ki.. “Ya ne 15 Temmuz’u geçti gitti. Birkaç sene sonra zaten unutulacak” diyenler var. Hatta ve hatta bazı çehreler o kadar pervasızlaşıyorlar, edepsizleşiyorlar ki; “Siz bakmayın bugün mağdur edilenler yarın tekrar eski güçlerine kavuştuklarında bu 15 Temmuz’u savunanlar ne hale gelirler” diyerek bıyık altından kıs kıs gülenler de var. Fetöcülere mağdur edilenler diyorlar.. Biz bunları da biliyoruz. İşte 15 Temmuz ruhu burada başlıyor. İşte onlar bu şekilde yaklaştıkları, sinsilik ve içten pazarlılık yaptıkları sürece bizim mücadele azmimiz daha da artıyor. Bu ruhumuz daha da alevleniyor.

Avantıjınız var.. Toplumun tüm kesimleri bu darbe girişimine karşıydı. Sadece AK Partililer değil.. O nedenle kucakladığınız kitle daha farklı. Siyaseten bazı değişimler sizi etkilemiş olabilir. Vali olayını söylemediniz bu arada.. Yıldönümü etkinliği hazırlanırken “Çok da abartmaya gerek yok mu demişti size? Neydi?
İlk yıl anma etkinliğiydi. Biz de bununla ilgili Manisa’da güzel bir program icra etmek istediğimizi ifade ettik. Ben de o komisyonun, 15 Temmuz Komisyonu’nun içerisindeydim. Yani yaklaşım o ilk yılın heyecanını taşımıyordu Vali beyde.. Ben orada eleştirdim.

Ne demişti?
Yani etkinlikler anlamında bizim Manisa’ya davet edeceğimiz insanlardan tutun programın içeriğine kadar güzel bir program hazırlamıştık Manisa için. Yani Vali bey çok istekli arzulu değildi bu konuyla ilgili. İşte sıradan şehitlik ziyareti ardından mevlid ve lokma dökümü.. Klasik.. Biz bunun dışında güzel bir program ortaya koymak istedik. Çok da derine inmek istemiyorum. Yaklaşım hoş değildi. Hoşuma gitmemişti ve komisyonun diğer toplantılarına katılmamıştım. Ankara’da idim ilk yıl anma etkinliklerinde. Çok geniş katılımlı bir yürüyüş yapmıştık. Çok da güzel oldu.

Nedenini bilmediğimiz bir yanlızlığa terk edildik. Demek ki.. Artık bunu nasıl değerlendirirsen..

Darbe en yakınlarınızdan mı geldi?
Eğer biz arkadaş olarak siyasete girmişsek ben her zaman dostluğumu ön planda tutmayı yeğlerim. Siyaset bizim dostluğumuzu bozacaksa ben dostluğumuzu tercih ederim siyaseti değil demişimdir. Ama maalesef bu herkes için geçerli değil.

Mehmet Çerçi ile de aranız çok iyiydi. Noldu sonra? Size karşı bir gruplaşma mı oldu?
Bana şundan dolayı MİDDER’den ayrılıyoruz diyen olmadı. Karşıma çıkıp mertçe bunu söyleyen olmadı şimdiye kadar. O süreçten bugüne kadar düşüncelerimi hep açık olarak ifade ettim.

Kullanıp attılar mı yani sizi?
Yok hayır o şekilde nitelendiremeyiz. O nitelendirme doğru olmaz. Birlikte geçirdiğiniz mesai çok fazla. Bu iş gönül işiydi. Aday adaylığı sürecinde de Manisa’dan, Manisalılardan, ilçelerden çok güzel bir teveccüh gördük. Bizi desteklediler, yanımızda oldular.

Bülent Arınç neden sizi sevmiyor ve istemiyor? 
şundan dolayı sevmiyor olabilir. MİDDER’i ilk kurduğumuz yılın dördüncü ayında ülke genelindeki il temsilcilerimizi davet ettiğimiz ve ilk tanışma toplantısını düzenlemiştik Manisa’da. Anemon Otel’de iki günlük konaklamalı bir program tertipledik. Bir çok vilayetten yaklaşık 120 kişi şehrimizde misafir ettik. Yol haritamızı teşkilat çalışmalarımızı faaliyet içeriklerimizi anlattığımız verimli bir toplantı oldu. O gün Bülent bey ile Manisa Anemon Otel’de denk geldik. Kendisi de tesadüfen Manisa’ya gelmiş ve Anemon Otel’de konaklıyormuş. O süreç Bülent Beyin sıkıntılı bir dönemiydi. Cumhurbaşkanına karşı sevgisinin saygısının kalmadığını ifade ettiği, cübbemi giymek istiyorum sözünü telaffuz ettiği, Cumhurbaşkanının da kendisine zat diye hitap ettiği ve samimi bulmadığını söylediği en sıkıntılı dönemlerdi. Tabi şimdi MİDDER 15 Temmuz’dan sonra kurulmuş bir derneğin ve teşkilatların başkanı olarak öyle bir süreçte Bülent Arınç ile orada karşılaşmak kimileri için talihsizlikti. Yani böyle hızlı gelişen bir STK için sıkıntılı bir durumdu. Kimisine göre eyvah ne yapacağızdı. Çünkü derneğimizin içerisinde aktif olarak görevde bulunan, Bülent Bey döneminde kendisiyle iyi ilişkileri olan siyasiler var. Neyse otelin kapısında denk geldik kendisiyle, selamlaştık. Takip ettiğini söyledi, iyi ve güzel temennilerde bulundu. Sonrasında ayrıldık biz toplantımıza geçtik. Orada kendi derneğimizin içerisinde görev yaptığımız arkadaşlarımız beni eleştirdi. Niye Bülent Arınç’a selam veriyorsun? Neden gittin onunla konuştun? Hiç olmadı akşam yemeğe davet et. Akşam bizim teşkilatlarımızla beraber milletvekillerimizin belediye başkanlarımızın davetli olduğu bir yemeğimiz vardı.. Hiç olmadı bari yemeğe de davet et diye beni eleştirmişlerdi. Hı o dönem o akşam kendisini yemeğe davet etmedim. Kendisiyle de çok fazla ilgilenmedim. Ama benim konumumda kim olursa olsun

Rahatsız etmek istememişsinizdir..
Hem o hem de öyle bir süreçte sert restleşmelerin olduğu bir dönemde taraf olmuş hissiyatı yaratmamak adına böyle bir şey yapamazdım. Kendimden ziyade MİDDER’e gönül veren insanları da düşünmeliydim. Benim yapacağım en ufak bir yanlış hamle hatalı bir eylem kendimden ziyade teşkilatlarıma da mal edilebilirdi. O yüzden akıllı bir adım atmam gerekiyordu. Yaptığımdan dolayı pişman da değilim.

Bir şey yapmamışsınız aslında..
O dönem benimle beraber olan birçok insan şu an halen aktif görev ve makamlarda olan insanlar da benle beraber hareket ettiler. Ama maalesef Serhat Çağ şu dönem kötü, onlar iyiyse.. Serhat Çağ şu an onun karşısında, onlar yanındaysa Serhat Çağ’ın ne kadar doğru bir yolda olduğunun göstergesidir. Serhat Çağ değişmemiştir. Siyaset çizgisi olan duruşu olan insanları sevmez. Bu tarz insanlar sevilmezler. Bu tarz insanlar böyle bir duruşa sahip olmayan insanlar tarafından her zaman korkuyla ve endişeyle takip edilir. Demek ki birilerini endişelendirmişiz. Birilerini korkutmuşuz. Bu saldırıların altında yatan esas nedeni de bu olarak değerlendirebiliriz.

Ne kadar bir dönem ters düşülmüş de olsa Bülent Arınç AK Parti’nin eskimeyen ağabeyi sonuçta..
Ak Parti olarak değerlendirmeyelim onu AK Parti Manisa’nın ağabeyi olarak değerlendirelim.

Bu Yüksek İstişare Kurulu Başkanlığı’na getirmek istiyorum da konuyu..
İsim olarak değerlendirdiğimizde ölçüye koyduğumuzda tarttığımızda çok değerli bir kurul önem arz eden bir kurul ağırlığı olan bir kurul.

İlk kez Bülent Arınç ile adını duyduğumuz bir kurul olduğu için; böyle bir kurul var mıydı? Yeni bir kurul kurulup başına Bülent Arınç mı getirildi?
Yeni kurulan bir kurul. Yeni dokuz tane kurul kuruldu onuncusu yüksek istişare kurulu. dediğim gibi kıymetli bir kurul. İçeriği iyi doldurulması gerekiyor.

Bülent Arınç için mi bir kurul kuruldu? Bir kurul kurulup başına Bülent Arınç mı getirildi? Nasıl görüyorsunuz?
Bence.. Ya şimdi beni öyle bir konuşturacaksın ki.. Bu kurul Yüksek İstişare Kurulu; Bülent Arınç ve geçmiş dönemlerde Ak Parti içerisinde aktif siyaset yapıp şu an herhangi bir görevi olmayanlar için kurulduysa önemini yitirmiştir. Kurul Bülent Arınç ve siyasette birçok engin tecrübe ve deneyimlere sahip insanların fikirlerinden ve deneyimlerden istifade etmek için kurulduysa gerçek amacına hizmet edecektir.

Nedir bu Yüksek İstişare Kurulu? Sizin bilgi dağarcığınıza güvendiğim için soruyorum..
Adı üzerinde tercümesi basit. İstişare ve değerlendirmelerin yapıldığı fikre ve düşünceye önem verilen, diyalektiğin oluşturulabileceği, tezin karşısına antitezin konulabileceği..

Akil Adamlar’ın bir güncellemesi olabilir mi?
Evet tezlerin ve antitezlerin karşı karşıya getirilebileceği diyalektik yapılabileceği, memleketin selahiyeti ve geleceği için olumlu düşüncelerin ve fikirlerin ortaya çıkarılabileceği, yanlış yapılan bazı şeyler varsa onların engellenebileceği değerlendirme istişare etme ve yorumlama kurulu..

AK Parti ile Fethullah Gülen arasında bir yakınlaşma olabilir mi? Bugünlerde bu konu da çok konuşuluyor.
Çok rejit olur onu sorma.

En gerilimli en karşıt zamanlar sona erdi diyebilir miyiz?
Siyaset bu politika.. Ben Fetö’yle temas sağlanacağını zannetmiyorum ama haksızlığa uğramış bazı insanların mağduriyetlerinin giderilmesi için bazı adımlar atılacağını düşünüyorum.

Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Abdullah Gül ve Manisa’dan da Selçuk Özdağ gibi isimler tarafından kurulması beklenen, yeni bir oluşum olan Huzur Partisi’nin Manisa il başkanı olacağınız konuşuluyor.. Böyle bir teklif aldınız mı?
Evet şahsıma da bu konuyla ilgili insanlar ulaşıyorlar. Soruları oluyor. İsmimizin farklı oluşumlar içerisinde geçirilmesi şahsım adına onur verici mutluluk verici bir durum. Fakat benim kendime resmi olarak gelen tek teklif, iller bazında görüşmelerin yapılacağı, istişare heyetlerinin kurulacağı konusundaydı. Bu heyetin içerisinde yer almam konusunda bir teklif geldi. Kendilerine teşekkür ettim. Süreci takip etmemiz gerektiği ve yapılacak görüşmelerden sonra neticeye göre cevap verebileceğimi söyledim.

Huzur Partisi’nin mi Yüksek İstişare Heyeti olacak bu bahsettiğiniz şey?
Evet iller bazında istişare toplulukları oluşturacaklar. İsmini bilmiyorum partinin. İsminin ne olacağı konusunda net bir durum yok. yeni kurulacak bir partinin ön çalışması olarak..

Teşkilatlarını sonra mı belirleyeceklermiş?
Tabi bu istişare heyetleri yapacağı görüşmeler neticesinde insanlarla, vatandaşlarla, mevcut ve eski siyasetçilerle yapacağı istişarelerle, yeni ekiplerinin temellerini atmayı hedefliyorlar.

Sizi Selçuk Özdağ mı tavsiye ediyor?
Evet..

Kimlerle görüştünüz ?
Ankara’dan geldiler. Ayrıca daha önce Ege Bölgesi’ndeki bazı illerde siyaset yapan eski il başkanları ve eski milletvekilleri de vardı. Bu arada birçok partiden telefonlar alıyorum. Yeni oluşumda bulunmak istediklerini söylüyorlar. Daha önce partilerde önemli görevlerde bulunan ya da hiç siyasette yer almamış pek çok insandan bu tarz telefonlar alıyorum. Katılmak yer almak istiyorlar. Tebrik edenler oluyor. Biz de tabi bize iletilen teklif neticesinde şu an için net bir oluşumun olmadığını, istişarelerin olduğu konusunda kendilerine bilgi verdik.

Tekliflerini kabul edecek misiniz?
Siyaset yapmayı düşünüyorum. Beklemek ve görmek gerekir.

 

Bu habere de bakabilirisiniz

Baybatur’la başladı, Salih Hızlı’yla bitti..

Son günlerde sosyal medya sayfasından bol atarlı bol giderli paylaşımlar yapan AK Parti İl Başkan …

4 Yorumlar

  1. Serhat Çağ Midder i kurduğunda bu kadar teşkilatlanacağını bilmiyorlardı, sonunda korkutmuş olacakki ne vekil ve başka bir şey direkt uzaklaştırma aldı. Murat Baybatur a çok güvenmiş oysaki Baybatur Arınç ın adamı bunu bilmemesi garip geldi bana. Manisa daki vekillerin hemen hemen hepsi Arınç ın onayından geçer onun için Manisa da Akparti çöküşe doğru gidiyor. Serhat Çağ ve onun gibi isimler uzaklaştırıldı onun dışında yiyici kim varsa el üstünde tutuldu. Daha söylenecek çok şey var Yunus Emre, Şehzadeler bu yüzden bu halde. Fetö nün Manisa da her adım başı olduğu yere dernek açması kendi ipinin çekilmesine yol açtı.

  2. Semavi Nazif Akçin

    Merhabalar. Serhat Çağ denilen bu adam verdiği mülakatta külliyen yalan söylüyor. Akparti rüzgarını arkasına alıp çok sevdiği Manisa halkına nasıl tehditler ve hakaretler ettiğini çıkıp sağa sola bi sorarsanız öğrenirsiniz. Bana göre 15 Temmuz şehitlerimze hakaret ediyor. 15 Temmuz,da millet destan yazarken kendisi nerde idi? Yüreği varsa cevaplasın. O gün gece kafayı nasıl çektiğini biz biliyoruz. Şimdi çıkmış vatan millet devlet nutukları atıyor. İlk önce çevrene insanlara ve çalışanlarına bi saygılı olsun anne ve babasına saygılı olsun. Sonra biz millet olarak onu desteklemesini biliriz. Ez cümle verdiği mülakat baştan aşağı külliyen yalandır. Bizide ölümle tehdit edip darp etti(belgelerimiz mevcut) Manisa 5.asliye caza mahkemesini yalancı şahitlere rağmen (sahidin biri eski manisa emekli milli eğitim müdürü İhsan Kıziltoprak,tır) biz kazandik. Böyle adamlarin kesinlikle hangi siyasi partiden olursa olsun milletin vekili yapılmaması lazım. Saygılarımı sunarım

  3. Semavi Nazif Akçin

    Serhat çağ beyfendiyi çok iyi tanırım. Tüm bahsettiği kisilerden bir menfaat bulamadığı için su an böyle konuşuyor. Beni tehdit ettiği için kendisi ile mahkemelik olduk. Manisa 5.asliye caza başkanını Ankara,dan aratıp mahkemeyi yalancı sahitlerle kazanabilmeyi dusunebilen bir karekterde insandır. Feto falan hikaye 15 temmuz akşamı ben onun nerde ve ne yaptığını bilirim. Beyhude insanları kandiramazsin Serhat bey

  4. Semavi Nazif Akçin

    Yorumlarımız neden yayınlanmıyor

Bir Cevap Yazın

error: Content is protected !!
%d blogcu bunu beğendi: