Reklamlar

logo

Evli

Evli Katılma tarihi: Haziran 2011 Fotoğraflar Arkadaşlar 427 arkadaş Ali Ekim Burhan Kurmalı Levent çınçın Barış Sağlam Sait Munzur Bilal Kayabay Süha Sağlam Mehmet Sarac Sabit Kemal Bayıldıran Önemli Gelişmeler Gizlilik · Koşullar · Reklam · Ad Choices · Çerezler · · Facebook © 2020 Gönderiler Mustafa Kademoğlu 4 dk · Herkese Açık “ÇOCUKLUĞUM”dan KALAN’lardan Yıl 1950,7 Mayıs Kasabalı oldum.Sınavla 3.sınıfa başladım.Atatürk İlkokulu’nu 5 öğretmenle bitirdim.Ortaokuldan Kabataş Lisesi’ne takıntılı gittim çünkü öğretmenimi hiç sevmedim.(Son karnemde matematik 1 idi ) ; Lise’de matematik öğretmenim ‘’Seni böyle gönderdiği için kınıyorum’’ diye rencide etti..En çok canımı acıtan ise şu oldu; Bana iki tokat attı öğretmenler odasında.Suçum da ney’miş ‘’Kız arkadaşlarla gezmek (!)’’onları benden kıskandığı içindi bütün mesele! Üstelik de Devrek’li biriydi.İki tokata şu cevabı verdim ’’bi şartla siz de bir daha şarap kokusuyla sınıfa gelmeyeceksiniz : iki tokat daha ! Kadir İncesu dost bana şu soruyu sorsaydı çocukluğumla ilgili şunları anlatırdım: 1946’da halamızın kızları ( Kandilli Kız Lisesi’nde okuyorlarmış ) bizi ziyarete gelip İstanbul ’a döndükten sonra beni şöyle anlatmışlar ‘’Şehirli gibi köylü çocuğu…’’diyerek babalarına… 11 yaşıma kadar k öydeydim.Nasıl mı ,şöyle ki :Evimizde üç öğretmen vardı.Amcam da gelince dört oldular…6 yaşımda hesap yapmayı,okumayı sökmüştüm.Babam şehirde okutacağım dediği için kayıtsız devam ettim okula… Üniversite yıllarım İstanbul’da iktisat Fakültesi 2.sınıftayım Bab-ı Ali yokuşunda matematik öğretmenimle karşılaştık iyi mi? “Neredesin , n’apıyosun “diye sordu tokalaşırken:Attığınız tokatın acısı geçti ,ama beni Liseye takıntılı gönderdiniz onu hiç unutamıyorum. ‘’Yolun açık olsun ‘’deyip yoluma devam ettim… Benim çocukluğum ,savaşlı yıllarda kıt kanaat geçinen bir ailede 11 yaşıma kadar böyle geçti .O yıllardan bende kalan, hala kızlarımın sözü; bir de askerden izinli gelen babamın beni de götürdüğü bir düğünde (6 yaşında olmalıyım) sarhoş olup küfeyle eve götürüldüğü anısı var …Tabii bir de Lütfü Amcamın şarkısı…”Dil yaresini andıracak yare bulunmaz!..” BUGÜN, Demokrasilerde çare tükenmez,diyorum. Çözemediğimse şu: “ Nasıl oldu da, Demokrasiyi, Ankara’yı, İstanbul’u nasıl mahvettiğimiz (?!.)- Yanıt bir başka yazıya kaldı…

Reklamlar
Share
#

SENDE YORUM YAZ

1+3 = ?